Kasabanın Oruspusunu Evinde Siktik

Eşim sarhoş sızmışken, yanı başında seviştiğim o köylüyü bulduğum andan itibaren hiç bir zaman bu fırsatı kaçırmıyorum. Her fırsatta seviştik, koklaştık. Ondan ayrılmak ölüm gibi geliyordu bana… Her Lahza, her saniye onunla olmak istiyordum. Bir yandan da etrafa karşı dikkat etmeye çalışıyorduk. Muhammet Eşim İçten, can Dost olarak her geldiğinde ilgileniyor, kahveye çıkıyorlar, içki içiyorlar, geziyorlardı.

Eşimın kahvehane, okey oynama hastalığı bize iyi geliyordu. Gündüz zamanı, sabahtan okeye oturan Eşimı ekiyor, bizim daireye damlıyordu hemen… zati çocuklar okulda, ben dairede yalnızım, birbirimize dalıyorduk. Pencereden duyulan mahalledeki çocukların sesleri, komşuların çığrışları arasında tatlı tatlı sevişiyorduk Muhammet’le…

vaziyete göre, bazen Çabuk, ayak üstü, kapı arkasında ayakta sikiyordu bedenimi, eteğimi kaldırıp… Bazen vaktimiz olunca yatakta ağzımızın tadıyla sevişiyorduk. Dünyanın en Mesut insanıydım o günlerde…

nihayetinde olan oldu… Bir gün öğlen zamanı mutfakta ayak üstü sevişiyorduk. Mutfak bankosuna dayamıştı bedenimi, evyenin bataryasına tutunup kuvvet almaya çalışıyordum… Eteğimi belime sıvamış, külodumu aşağı çekmiş, fermuarını indirdiği pantolonundan çıkardığı muhteşemiyle arkamdan giriyordu.

Amımı geren sikinin verdiği zevkin yanında kafa parmağını da kremleyip geri deliğime sokmuş, evire çevire arkamdan da heyecan veriyordu bana… Dişlerimin arasından inleye inleye sikiliyordum, o zevke dayanmaya çalışıyordum. Dizlerim titriyordu zevkten, tutunmasam düşebilirdim.

“Oh allahım… Bu nasıl heyecan? Oohhhh… Muhammet… Muhammetim… Bitiriyorsun bedenimi… Erkeğim bedenimim… sevgilimm…”

Üstüme eğilmiş, bıyıklarını sırtımda gezdiriyordu bir yandan… Her yerime ayrı dokunuyordu piç… Keman yayı gibi titretiyordu her yerimi… kafa parmağını kökledi geri deliğime… Kıvrandım…

“Nasıl Güllüm? Hangisi henüz zevkli? Yarrağım mı, parmağım mı? Ohhh… Götünün büzüğü açılıp kapanıyo oynadıkça yavrum bedenimim… heyecan alıyosun değil mi? Hadi söyle…”

“Iıhh… Yarağın öyle heyecan veriyo ki sevgilim… Öldürüyorsun bedenimi… fakat parmağın da Diğer sanki… Ohhh… Okşa canım… Büzüğümü okşa… Harikasın… Erkeğim bedenimim… Immmm….”

“Kadınım… Götünün deliğini de alıştırıcam sikilmeye… Az kaldı. Ohhh… Bu hoş götüne yarrağımı sokucam sevgilim… Hayalim harbi olucak…”

“Daha değil Eşim… henüz değil… fazla büyük sikin Mevcut bi tanem… Dayanamam… Yırtarsın bedenimi sevgilim… Sonra… Belki… Hadi, az kaldı erkeğim… Bitir bedenimi… Hasan gelmeden bitir, boşalt bedenimi…”

“Daha gelmez senin kocan… Kahvede parasına oynuyorlar şimdi… Ben buraya gelirken oldukça kaybetmişti, tekrar kazanayım diye akşama kadar kalkmaz masadan… Sen zevkine bak Güllüm…”

“Oohhh… Bakıyorum zaten… Zevkime bakıyorum erkeğim… Ohhh…. fazla heyecan veriyor sikin sevgilim… Yarrağın heyecan veriyo… Ohhhh… Geliyorumm… Geliyorum Eşimmm… Hızlı… henüz hızlı… Pompala bedenimi Muhammetimm… Sik bedenimi… Aaahhhh…”

Elini uzatmış, ağzımı kapatmaya çalışıyordu. Bense ölmek üzereydim. Sikinin ucunda sara krizi geçiriyordum sanki… Kürek gibi elleriyle kalçalarımı tutmuş, hoyratça vurduruyordu amıma… Kalçalarım onun kasıklarında eziliyordu. Ben bitmek üzereyken o da boşaldı. Koca sikini sokup çıkardıkça menileri içimden fışkırıyor, bacaklarımdan aşağıya süzülüyordu.

Çelik kapıda dönen açkı sesini o vakit duydum işte… Anahtar… daireden biri… Kim? Eşim mı? Zili çalar o öküz, açkı çıkarmaz, bedenimim gidip açmamı bekler. Bir yandan refleksle düzelmeye çalışıyorum.

Külodum ayak bileğimde, sıyrılmış, kalmış. Eğilip külodumu toplayayım derken Muhammet’in kazması burnuma çarptı. Yarı Katı, Yepyeni boşalmış fakat, hala bilek gibi… Kızdım o telaşla…

“Sok şunu içeriye aptal… Çabuk et… Hadi…”

Aynı vakitte beynim harıl harıl çalışıyordu o anda, bilgisayar gibi… sualler, yanıtlar, tezler, antitezler… Diğer? Çocuklar? Annem? Ben işteyken bazen daireye gelir, çocuklara bakar, Aş yapar. Kim bu?

“Anneee…” Oğlum bu… Büyük oğlum… On yaşında… Eyvah… Ayak sesleri mutfağa yaklaşırken külodumu yukarıya çekebildim. Eteğimi indirip düzeltmeye çalıştım. Muhammet’e elimle Aş masasını işaret ettim, hala kalkık sikini zaptetmeye, pantolondan içeriye sokmaya çalışıyordu.

“Masanın arkasına geç hemen…” diye hırladım. “Sakla şunu, masanın altına sakla, görmesin çocuk…” Bluzun yakasını düzeltmeye çalışırken yanıt verdim oğlana,

“Burdayım… Mutfakta…” Belimi mutfak bankosuna dayayıp kapıya baktığımda oğlan içeriye giriyordu. “Bu saatte dairede ne işin Mevcut senin oğlum? Hayrola?”

“Hasta oldum anne, Muallim daireye gönderdi.” diye konuştu oğlum. Bir bana bakıyordu, bir masada oturan Muhammet’e… Yadırgamıştı. daireye geliyor, dairede komşu da olsa, yabancı bir amca… Bir de annesi… Ebeveyn. Ana dairede yok…

“Hoş geldin Muhammet amca…” derken sesinde bir kıskançlık, bir erkeklik havası vardı, hissetmiştim.

“Hoşbulduk yeğenim. Geçmiş olsun, grip mi oldun sen bakayım?”

“Hı… Ateşim Mevcut, ayakta duramıyorum.” diye konuştu oğlan fakat yüzümüze bakmıyor. Yanına gittim, sarıldım, çocuğun ateşine bakarken Muhammet’le bakıştık. O da telaşlıydı bedenimim gibi… Bir şey söylemek gerek. Evdeki erkeği normal göstermem gerek.

“Ay, baya ateşin Mevcut senin oğlum. size ıhlamur, nane limon kaynatayım ben. A, baban da Muhammet amcanla pazardan limon filan göndermiş ne güzel… Muhammet abi, versene o getirdiğin limonlardan, oğluma kaynatıvereyim hemen…” Gözlerimi devirerek limonun yerini işaret ettim versin diye, elimi sallayıp gitmesi gerektiğini anlattım. Limonu verip bir şeyler uydurdu, sonra da kaçtı.

O günü öylece atlattık. fakat günlerce korku içinde, üçbuçuk cet ata yaşadım. Olur da oğlan ağzından kaçırır mı babasına? Adam sormaz mı, ne işi vardı bu adamın bizim dairede ben yokken? Çocuk inandı da, Eşim yemez ki bu yalanı… Bir müddet görüşmedik. Telefon üstüne telefon… Sokakta işaret etmeler, pazarda göz devirmeler… Çehre vermedim korkudan… Ödüm patlıyor.

fakat ahhh… Şu kör nefis yok mu… Özledim bana yaşattığı zevkleri… Ölüyorum hasretimden… Adama Çehre vermiyorum fakat, gerçekte ben ondan fazla istiyorum altına yatmayı… Onu içime almayı… Bana yaşattığı çılgın zevklerden tatmayı…

image
ters gibi sezon bittiğinden Eşim da pek dışarıya gitmiyor. İzin vermişler, dairede pinekliyor. Arada bedenimi görünce azıyor, bamyasını batırıp çıkarıyor şöyle bir, sonra kahveye… Orada da Muhammet’e takılıyor, kankasına… Bırakmıyor adamı, hep beraberler…

Bir yandan korkuyorum, kendimden uzaklaştırmaya çalışıyorum, bir yandan da içten içe, kaçıp gelsin, bedenimi bir sikiversin ayak üstü, sike doyuruversin diye Çılgın oluyorum…

Bir sabah Eşim kahveye diye çıktı, beş dakika sonra kapı çalındı. Ben de Ufak oğlanın karnını doyuruyorum, okula yollamak üzereyim. Açtım kapıyı, Muhammet karşımda…

“İstemiyorum dedim sana… zati Ufak dairede, git şimdi… ” diyerek kapıyı kapatmak istedim, ayağını koyup Mani oldu. İki yana bakınıyordu, biri görmesin diye, ben de özdeş korku içindeyim zaten…

“Al bedenimi içeriye, kapı önünde bekletme allahsız karı… Öldüm ulan sensiz… Uydur bi şeyler çocuğa… Bak, kahvaltılık filan aldım. Yeriz beraber…”

Çaresiz içeriye aldım. Çocuğa babası kahvaltılık göndermiş diyerek getirdiği gevreklerden verdim, sevindi. Muhammet de oturdu yanına, birlikte kahvaltı yaptılar. Gözü hep bende herifin… Üstüme atlayacak nerdeyse… Ben oturup kalktıkça her yerime ayrı bakıyor. Anlaşılan çok özlemiş bedenimi…

Ben de yataktan Yepyeni kalkmışım. Sabahlık giymeye üşenmişim. Üstümde incecik, kırmızı bir gecelik Mevcut. hane hali, memelerimin ucuna yakın Aleni göğsü, fırfırlı eteği kalçalarımın az altında… Sütyen yok içimde, meme uçlarım zati koyu renk belli oluyor, bir de adam sikecek gibi baktıkça kabarmazlar mı? Tam tecavüzlük…

Hoşuma da gidiyor bakması, sanki altına yatırıp sikiyormuş gibi heyecan alıyorum her bir yanıma baktıkça… henüz beter gösteriyorum inadına… Çay koyuyorum, eğilip memelerimi açıyorum gözlerinin önüne… Buzdolabından peynir, reçel çıkarıcam, iyice bir domalıyorum, dantel külodumun rengini, içindeki yuvarlakları gösteriyorum. O da ben de kızışmış durumdayız. Biçare oğlumun hiç bir şeyden haberi yok, kahvaltısını yapıyor neşeyle…

Neyse, kahvaltı bitti, oğlana Mektep çantasını verip kapıdan uğurladım. henüz daire kapısını kapatamadan bedenimi kapıya yasladı. Haşin tavırlarla sarıldı sımsıkı, dudaklarıma yumuldu. sanki yiyor bedenimi…Bastıra bastıra kapıya… Elleri her yanımda dolaşıyor, memelerimde, eteğimin altında…

“Bırak bedenimi…” dedim en nihayetinde dudaklarımı kurtarıp… soluk almaya çalışıyordum. “Görüşmeyelim artık… Çocuklar yumurtlayacak, komşular görecek, meydana çıkacak seviştiğimiz, rezil olucaz… Bırak… İstemiyorum… Ayrılalım…”

Elini geceliğimin eteğinin altına daldırdı hiç bedenimi dinlemiyordu bile… Dantel külodum incecik zati, bir hamlede koparırcasına dizlerime indirdi külodumu… Fermuarını açmış hangi fasıla, baltasını çıkarmış, apış arama sokuverdi aletini…

Amım sırılsıklam ıslanmış zevkten, o da bedenimi dinlemiyor ki… Ben adama “istemiyorum seni, ayrılalım” derken, bedenimim kahpe amcığım su içinde kalmış, gel gir diyor adama…

Uzun aletini ıslak apış aramda keman yayı gibi sürtüp dururken, eğilip memelerime yumuldu. Geceliğin göğsünü iki yana açmış, memelerime bıyıklarını sürtüyor, uçlarını kemiriyordu. Saçlarından tutup başını çekmeye, içimde şimşekler çaktıran meme uçlarımdaki dudaklarından kurtulmaya çalışıyorum fakat ne fayda… Vantuz gibi yapışmış.

Ohhh… zati bedenimim de kurtulmaya niyetim yok ya… Gene de deniyorum, inlemelerimin arasında, meramımı anlatmaya çalışıyorum azgın köpeğe… bedenimim orospu bedenimi dinlemiyor, belki onun siki dinler, yola gelir, bırakır bedenimi…

“Ohhhh… Yapma Muhammet… Yapma… Kaç kez anlattım. Yakalanıcaz diyorum size..”

“Yapma diyosun fakat, amcığın öyle demiyo Güllü hanım… Suların akıyor bacaklarından aşağı, haberin yok…”

“Akar tabi kitapsız… Her yerimi mıncıklıyorsun. Ne memelerim kaldı, ne kukum kaldı ellenmedik… O sikini hangi kadına sürtsen suyu akar.. Offf… Yapma dedim… Bırak… Bırak… Aaahhh…”

Ah diye bağırdım sonunda… Bacağımın birini kaldırıp sikini içime sokuvermişti çünkü… Hart diye girmişti koca yarak… Düşmemek için boynuna sarılmak zorunda kaldım. Çelik kapıya dayanan sırtım buz gibi, bacaklarımın arasında bir kor parçası… Sokup çıkarıyor durmadan, acımasızca… bedenimim gözler kaymaya başladı zevkten, her vakit olduğu gibi…

“Bırakayım mı ha? İstemiyor musun? heyecan almıyor musun? Çıkarayım mı sikimi? Söyle…” diye hırıldıyordu kulağımın dibinde…

“İs… İstemiyorum… Ohhhh… İstemiyorum işte…”

Mırıldanırken boynuna sımsıkı sarılmışım kene gibi… Ellerimi beline sardım. Kurtulamaz, sikini çıkaramaz içimden… Çıkarmadı fakat, durdu. Aleti içimde, Devinim etmiyor.

“Sikmicem ulan seni… Madem istemiyorsun, sikmicem orospu…”

Aptallaşıp kaldım. O zevkin sürek etmesi için ölebilirim o anda… Ne demek sikmemek…? Bu kez ben kalçalarımı oynatmaya başladım. İzin vermiyor, kapıya bastırdı iyice, milim oynatamıyorum. Kalıınlığı içimde, öylece, hareketsiz…

“Yapma” diye omuzunu ısırdım. Canı yandı fakat aldırmadı. “Bırakma… Lütfen… sürek et… Hadi…”

“Yalvar ulan kahpe… Sikmem için yalvar amına koduğumun kahpesi… Amına koymam için yalvar…” Gözlerimden yaş akmaya başlamıştı, yalvardım,

“N’olur… sürek et… Sik bedenimi… Amıma koy bedenimim… Erkeğim… Hadi… Pompala bedenimi… Hadi sevgilim… Lütfen… Sikini yediğim… Öldür bedenimi zevkten… Hadi… Sikk… Sik ulan, sik bedenimi…”

“Bana siktirceksin yalnız… Kocan olacak pezevenge vermiyeceksin… Bu amcığa benden başkası koymayacak. Bir henüz bedenimi yalvartmayacaksın kapında orospu… Anlaşıldı mı?”

“Tamam… Her şeye tamam… Söz…Hadi diyorum sana… sürek et… Sik bedenimi sevgilim… Senden başkası sikemez artık bedenimi… Eşim bile… Hadi bir tanem… Yalvartma henüz fazla, üzme bedenimi bebeğim…”

Bir ayağım yerde, bir ayağım havadaydı o anne kadar… İki bacağımı alıp kucakladı bedenimi, kaldırdı. Boynuna asılı, çengeli dibime kadar amıma girmiş durumda, kucağında hoplatmaya başladı. Evin içinde yürümeye başladı. Kucağında sike sike Döşek odasına gitti, yatağa yatırıp sikmeye sürek etti bacaklarımın arasında… Dizlerinin üstünde duruyor, V şeklindeki bacaklarımın arasında kendine çekip bırakıyor, o şekilde sikiyordu bedenimi… Üstümdeki geceliği de tutup yırtarak çıkardı. Vurdukça memelerim bıngıl bıngıl oynuyordu.

“Oh, allahım… Ohhh… Bu nasıl heyecan? Ölüyorumm anacımm… Mmmm… Geçir erkeğim… Sik bedenimi sevgilim… Ooohhh…”

Bağırta bağırta sikti bedenimi Muhammet… Yarağının altında zevkten öldürdü dakikalar boyu… Mahvoldum… nihayetinde içime boşaldığında ben ikinciyi bitirmiştim bile…

Taraf yana yatakta yattık biraz… Kendime gelmeye çalıştım. Erkeğim zıplayıp kalkmış, giyinmeye başlamıştı bile… Ben de kalktım, sabahlığımı giyip kapıya gittik. Kapının arkasında dudaklarımı kemirdi, amımı avuçlayıp sıktı.

“Sözünü unutma” diyerek nihayet kez hatırlattı.

Önce ben kapıdan başımı uzatıp etrafa bakındım, kimseyi göremeyince Muhammet çıktı. Yarım aralık kapının arasından tekrar dudaklarımı öptü, bıraktı. Ben kapıdan bakarken o sessizce merdivenlerin başına gelmişti. Tam o anda karşı dairenin kapısı açıldı, Müzeyyen hanım… Dedikodu kumkuması karı… Lanet…

“Günaydın komşu…” diye konuştu iğneli bir sesle… Bir bana baktı, saç kafa dağılmış, sabahlığın yakasını çekiştiriyorum, memelerin yarısı, bacaklar meydanda… Bir merdivenlerde kaybolan Muhammet’e baktı… Saniyeler içinde kaybolan erkeğimi görmüştü çoktan… Soğuk bir sesle,

“Günaydın” dedim ben de, kapıyı suratına kapattım.

Gidip kendimi yatağa attım. Dışarıya çıkıp kendini gösterene kadar, kapının dürbününden olduğu gibi seyretmiştir mutlaka bizi… Kapının önünde öpüşürken, Muhammet bedenimi mıncıklarken… Off… Bir parça heyecan alabilmek, mutluluğu tadabilmek için hep bunu mu yaşayacaktım ben? Korkuyla… Ürkerek… Çekinerek… Kafi artık…

Kalktım, Muhammet’i aradım. vaziyeti anlattım ona… Ağlıyordum sürekli… Hıçkıra hıçkıra…

“Sevgilim… Senin daireden çıktığını, kapının önünde yaptıklarımızı, her şeyi görmüştür mutlaka… Herkese anlatır bu bayan bizi… Aklıma gelen başıma geldi işte…” Sustum, hıçkırıyordum telefonda… “Sensiz yapamam ben Muhammet…” dedim sonunda… “Sen olmadan ölürüm…” Bir Lahza sessizlik oldu… Düşünüyordu besbelli…

“Kaçalım…” diye konuştu sonunda… “Bir iki parça bir şey kırmızı yanına… Kimliğini al… Bana gel… Sikeyim anasını… Ben de sensiz yapamam… Dünya umurumda değil Güllü… Bırak gel bana… Gidelim buralardan…”

“Nasıl başka bir deyişle?” Gitmek mi? Çocuklar, bedenimimkiler, onunkiler? Karısı? bedenimim Eşim? Çevremiz… Bu kadar mı kolaydı bırakıp gitmek?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sex hikayeleri seks hikayesi seks hikayeleri erotik hikayeler erotik hikaye artvin escort 31 seks hikayeleri porno hikayeleri sikiş hikayeleri türkçe sex uzun sex hikayeleri mersin escort mardin escort manisa escort kayseri escort kars escort artvin escort rize escort konya escort aydın escort antalya escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort izmir escort antalya escort izmit escort izmit escort sakarya escort hd film izle istanbul escort bayan