Babam Üvey Kızını Sikiyor

Mart ayının ikinci haftasıydı, geçici vazife için İstanbul’a gönderilmiştim. Bunu biraz da ben istemiştim, çünkü orada üniversite okuyan (baldızımın kızı) Sevtap vardı. Hem bir büyüğü olarak onu denetim edecektim, hemde işimi yapacaktım. Arabamla Pazar akşamı İstanbul’a gittim ve anlaşmalı otelimize yerleştim. Daha önceden de orda kaldığım için, ısrarla çatı katındaki deniz manzaralı odayı istedim. Yol yorgunluğu hissetmiyordum, saat de erkendi, bizim Sevtap’in öğrenci evine bir baskın suniım dedim. Otomobile atladım ve Sevtap’in evinin önüne geldim.

Seslerden anlaşıldığına bakılırsa içeride bir hengamedir kopuyordu. Kızlardan biri avaz avaz bağlarırıyor, bir erkek sesi de cevap vermeye çalışıyordu. Dışarda beklemeye başladım. Ve birazdan, ince uzun bir genç hışımla evden ayrıldı, ardından de bir kız koşarak gitti. Ve evdedi hengame de sonlandı.

Arabadan çıkıp zile bastım. İçeriden ağlama sesi geliyordu. “Kim O?” dedi ağlayan ses. Sevtap’in eniştesi olduğumu söylediğimde kapı açıldı. Yeğenimin ev arkadaşı Safiye’nın ağlamaktan şişmiş gözlerini görünce içim parçalandı. Oysaki 20 gün önce bizim yazlığa geldiklerinde nekadar neşeliydi. Azca önceki bağrışmayı duyduğumu ve ne işe yaradığını sordum. Safiye ağlayarak, erkek arkadaşını bir başka kızla kendi yatağında yakaladığını, oysa onu sevdiğini falan söylemiş oldu. Safiye’yı teselli ettim, kendisinin daha çok genç olduğundan, yarın birgün o çocuğu unutup başkasını bulabileceğinden bahsettim. Safiye halen adam arkadaşına küfürler savururken, Sevtap ve dostları geldi. Tabi onlar da merakla ne işe yaradığını sordular. Safiye mevzuyu bir posta da onlara anlatırken, Sevtap boynuma sarıldı ve “Canım eniştem!” diye koca bir öpücük kondurdu yanağıma. Ben de onu öpmek isterken yüzünü çevirdi ve kazayla tam dudağının yanından öptüm. Bu küçük kazaya Sevtap gülümserken, şu demek oluyor ki ben birazcık utandım. Çükü Sevtap kendi çocuğum gibiydi.

Akşam yiyecek yeyip yemediklerini sormuş oldum. Safiye yememişti, Sevtap ve Tuğba ise birşeyler atıştırmışlar. Onlara, “Hadi hep beraber çıkıyoruz!” dedim. Benim arabya atladık hep birlikte ve otelin restoranına gittik. Izgara birşeyler söyledik. Kızlara, “Ne içersiniz?” dediğimde, Sevtap ve Safiye bira istedi. Tuğba ve ben, pek alkol almadığımızdan, önce kola söyledik, ama Safiye ve Sevtap’e yarenlik etmek için bizler de bira istedik. Hem manzaranın hemde deniz havasından olacak, bayağı bir içtik. Hesap kaçtı bir tarafımıza diye düşünüyordum. Garson Şeref’i kenara çektim, bir 50 Lira toka edip, hesaba indirim yapmasını ve kızların daha çabuk kelle olması için biralarına votka koymasını söyledim. Başka türlü hesabın altından kalkamayacaktım çünkü. Şeref elinden geleni yapacağını söyledi.

Saat gece 02:00 oluyordu. Sevtap ve Tuğba uyukluyor, Safiye ise bana, karşısına ne kadar fırsat çıktığını, ama sevgilisini aldatmayı asla düşünmediği konusundaki resitalinin 35. Baskısını yapmaktaydı. Bir ara bana kendini pek iyi hissetmediğini söylemiş oldu. Açıkçası ben de pek iyi durumda değildim. Daha önceden böyle birşeyi tahmin edemediğim için gene de kendimi kutlama ettim. Şeref’e bir işaret çakıp hesabı istedim. Hesap pusulası (160 Lira olarak) geldi. Şeref’e, “Ok, odamın hesabına ekle, yarın görüşürüz!” dedim. Safiye ile beraber, Tuğba ve Sevtapin koluna girerek, yukarıya odama çıktık. Daha sonra kızlar için bir oda daha tutmak için aşağı indim. Resepsyonist Metin ağbi, bana, “Senin yan oda akşam 18:00’de boşaldı, o yüzden başkasına vermeyeceğim, eğer ihtiyacınız varsa o odayı ücret vermeden kullanabilirsiniz!” dedi. Ona teşekkür edip anahtarı aldım ve yukarıya çıktım.

Kızların üçü de alkolün ve sıcağın etkisiyle sızmıştı. Yan odayı bir kolaçan ettim. Odayı tutanlar birkaç saat uzanıp çıkmak zorunda kalmışlar galiba, çünkü ne banyo havluları kullanılmış, nede yatak bozulmuştu. İçinde birkaç izmarit bulunan bir kültablasından başka kirli bir şey yoktu odada.

Önce Tuğba’yı, sonra da Safiye’yı yan odaya götürdüm. Tuğbanın kemerini ve pantolonunun düğmelerini çözdüm, pantolonunu sıyırdım, gayet kolay çıkmıştı. Ben Tuğba ile ilgilenirken, Safiye’nın üzerine kusmuş bulunduğunu farkettim. Onun da üzerindekileri çıkartmaya başladım. Önce kotunu, sonra da bluzunu çıkardım. Safiye’yı bikini ile onlarca kere görmüş olduğum için bu manzarayı yadırgamamıştım, fakat yinede tahrik olmadığımı söyleyemem. Bir koşu odama gidip benim temiz tişörtlerden birini aldım geldim. Üzerine tişörtü giydirirken parfümü ile kendimden geçtim ve boynuna masum bir öpücük kondurdum. Kızların odaları ile benim oda arasında balkondan geçiş olduğu için, odalarının kapısını içeriden kilitleyip, balkondan kendi odama geçtim.

Sevtap kendi kusmuğu içinde uyuyordu. Önce askılı badisini, sonra da leş olmuş kotunu çıkarttım. Don sütyen kalmıştı, fakat halen saçında, kolunda ve sütyeninde kusmuk vardı. Yatağın üzerindeki battaniye kusmuktan kullanılacak benzer biçimde değildi esasen. Battaniyeyi balkona attım. Sevtapi kucaklayıp, banyoya götürdüm, küvete yatırdım, üzerine ılık suyu tutmaya başladım. Birazcık kendine gelir gibi oldu. Yıkanması gerektiğini, bu şekilde yatamayacağını söyledim. “Ok!” dedi. O yıkanırken ben banyodan çıktım, odaya geçtim. Birkaç dakika sonra havlu istedi. Havluyla beraber, benim çamaşırlarımdan bir boxer ve tişört verdim. Sonra yine odaya geçtim, dolaptan yedek battaniyeyi üzerime alıp, ışığı söndürdüm ve yatağa girdim.

Birazdan Sevtap, kurulanmış, benim boxer ve tişörtü giymiş biçimde geldi. Aslına bakarsak halen ayılamamıştı, fakat en azından temizlenmişti. Benim normalde yatarken iç çfakatşır giymek benzer biçimde bir adetim yoktur, ama Sevtap yanımdayken o zaman yatamazdım. Sevtap vardığında dikkat ettim, ıslanmış sütyenini ve külodunu çıkarmış, yalnız benim verdiklerimi giymişti. Geldi ve yatağa süzüldü. Konuşamıyordu, hemen uykuya daldı. Bense bir süre daha uyumamıştım, su içmek için kalktım. Yatağa yeniden girerken Sevtap döndü ve bacağıma sarıldı. Ayağımın üzeri tam amına geliyordu, verdiğim boxer bolca geldiği için, ayağım amcığının dudaklarına da değiyordu. Çok tahrik olmuştum. Ayağımı oynattıkça Sevtap de hareketlenmeye başladı. Amını benim ayağıma sürttükçe, benim ufaklık artık ufaklık mufaklık teriminı geçmiş, azmanlık mertebesine gelmişti.

Birazcık daha aşağıya doğru kaydım ki, ayağımın yerini kasığım ve yarağım aldı. Birazdan Sevtap’de hareketlenme tekrar başladı, ama bu sefer benim yarrak Sevtapin amına badana çekiyordu. Dayanacak gücüm kalmamıştı, göğüslerini tişörtün üstünden hafiften okşamaya başladım. Sevtap uyuduğu için, düzgüsel şartlarda birazcık sürtündükten sonrasında uykuya devam etmesi gerekirken, durmuyor ha bire kerkiniyordu. En nihayetinde durdu. Boşalmıştı. Vakadan çok zevk aldığı amından akan sıvılardan belliydi. Ben de durdum, ama ben daha boşalmamıştım. Onu dudaklarından öpmek istiyordum. O ise, sanki (Memelerim ve amımla oynamana izin veriyorum ya, dudaklarımda ne işin var?) der şeklinde, dudaklarını kaçırıyor, bir türlü öptürmüyordu. Kısaca biraz sinirlenmiştim.

Kalktım ve balkona çıktım. Balkonda bir sigara yakacakken, yan odadan (kızların odasından) gelen sesler dikkatimi çekmişti, balkondan hemen onların odaya daldım. Hava aydınlanıyordu ve içerisi alaca karanlıktı. Tuğba sağa sola dönerek yatıyordu, herhalde uyuyordu, yine de tam kararlı değildim. Ama Safiye yatakta yoktu. Banyoya baktığımda Safiye’yı orada yerde yatar buldum. Sanırım wcye gitmek istemiş, ama düşmüştü. Derhal kaldırdım. Yerler ıslak ve kaygandı. Yavaş yavaş yürüyerek balkona çıktık. Temiz hava iyi gelecekti. Safiye balkon demirine yaslanmıştı, fakat halen kendine gelemiyordu ve düşecek benzer biçimde duruyordu. Arkasından sarıldığımda yarağım çıplak tenine değdi, altında külotu yoktu. İşemek için banyoya giderken çıkarmış olmalıydı. Çok kötü tahrik olmuştum, ama ileri gitmedim, Safiye’yı yine odalarına götürdüm ve yatağa yatırdım. Bacaklarını öyle bir ayırmıştı ki, bu sefer dayanamadım ve cillop gibi amına bir dil attım. Safiye hiç tepki vermedi, fakat ben Tuğba’nın uyanmasından çekindiğim için, üstünü örtüp odama gittim. Sevtapin yanına yattım, uyudum.

Uyandığımda yarağım şişmiş, kasıklarımın ağrısından kıvranıyordum. Sevtap ise bacağını ve kolunu üzerime atmış, bütün ağırlığını bana vermişti. Dizimi yukarı kaldırdığımda gene benim yarrak Sevtap’in amına değiyordu. Azıcık sürtünsem boşalacaktım. Öyle de meydana getirmeye karar verdim ve sürtünmeye başladım. Birazcık da o kıpırdadı. Tam icraat başlayacaktı ki, Sevtap yatakta doğruldu. Ne işe yaradığını anlamadım, benim yarrağı tuttu, beni halen uyuyor sanıyordu galiba, yarağımı öptü ve banyoya gitti. Fırsatı kaçırmıştım, peşinden banyoya gitmek istedim, fakat nedense yapamadım. Yatakta kendi kendime kızıyordum.

Sevtap banyodan gelip yanıma oturduğunda, ben yatakta doğruldum. Gene kirlilerini giymişti. Bana, “Uyandırdım mı?” dedi. “Yok şimdi uyanmadım.” diyince, utancından alt dudağını ısırmaya başladı. Güldüm. Akşam olanları sordu, kısaca söyledim. Şimdi duş alma sırası bana gelmişti. Ben yataktan kalkmış, duşa giderken, gözünün ucuyla benim alete bakıyordu. Ona kasıklarımın çok ağrıdığını söyledim. Güldü, mevzuşmadı. Banyodan çıktığımda, “Acıktım!” dedim. Onun da içi kıyılmıştı. Kızların yan odada bulunduğunu söylemiş olduğimde, hemen koştu, onları da uyandırdı. Kahvaltı edecektik, fakat otelde öğlen yemeği servisi başlamıştı bile. Kızlara sormuş oldum, “Evde çayınız var mıydı? Ben çaysız kahvaltı yapamam!” dedim. “Var!” dediler. Otelden ayrıldık.

Eve giderken, marketten peynir, zeytin, salam, yumurta, domates, salatalık falan aldım ve kızların evine geldik. Öğrenci evlerini çok iyi bilirim, bir dolap vardır ve içindekiler bozuktur, bir şey yememek gerekir. Kızlar aldığım malzemelerle kahvaltı yapmaya girişti, ben de evi dolaştım. Kahvaltıda, Safiye, “Deniz kenarındayız, ama daha denize giremedik!” dedi. Ben derhal, “Bugün denize gidelim ozaman!” dedim. Tuğba, “Benim erkek dostum gelecek, olmaz!” dedi. Tuğba’ya, “OK! Sizi evde sadece bırakalım mı?” dedim. Güldü, evet anlamında kafa salladı. Karar verilmişti, denize gidilecekti. Kızlar iki yıldır o evde bir aradaydılar ve gidilecek aslabir yeri bilmiyorlardı.

Hazırlandılar, atladık arabama, Uzunçiflik tarafına doğru yol aldık. Bu çevreyi birazcık biliyordum, ağaçlı ve kıraç bölümler arasında ufak gizli plajlar vardı. Bunlardan birine saptık. Hafta içi olduğundan çok tenhalaşmıştı her yer. Gözümüzün görebildiği yerde kimsecikler yoktu. İyice yayıldık bir gölgeliğe. Kutsal güneş, Temmuz güneşi gibi yakıyordu. Sevtap tişört ve şortunu fora etti, Safiye da çarçabuk üstündekileri çıkardı, denize koştular. Ben daha duba şeklinde sahilde bekliyordum. Ben pantolonumu çıkarana kadar, ikisi de suya dalmıştı bile.

Yiyecekleri ve biraları gölgeye sakladım, soyunup peşlerine takıldım. Ben tam suya girecekken çıktılar, “Hadi güneşlenelim!” dediler. “Haydaaa!” diye kızdım onlara. Fakat su soğuk gelmişti onlara, güneşte yatmak içlerini ısıtacaktı. Ben de geri döndüm onlarla beraber. Kurulandılar, hasırlarını serdiler ve güneşin altında yattılar. Saat 15:30 falan olmuştu, sandviçleri biralarla yuvarladık. Onlara, “Bakın güneşte fazla durmayın, kötü çarpılırsınız!” dedim, ama dinleyen kim?

Benim arabanın bagajında herzaman, Palet, dalma gözlüğü ve zıpkın bulundururum. Benimkisi özel merak işte, dalmayı seviyorum, kısmetim varsa iyi balık avlarım. Bagajdan malzemeleri alıp denize girdim. Denize girdiğimiz yerin etrafında kayalık alanlar olduğundan iyi balık vardı. 2 tane Karagöz, 2 tane de Kefal vurdum. Sahile çıktığımda, kızlar güneşte uyuyordu. Üstlerine su damlattım, aldırış eden olmadı. Güneş kremi döktüm, yine hareket yok. Sevtapin üzerindeki kremi elimle yaydırmaya başladım. Bikinisinin üstünü çözdüm, bütün sırtını kremledim, halen kalkmıyordu. Boynunu, omuzlarını, belini bol miktarda güneş kremi ile sıvadım. Sıra bacaklara gelmişti, bu sefer tacizlerime ‘Dur!’ diyeceğini düşünüyordum, ama demedi…

Ayak bileklerinden başlayıp yukarı doğru masaj yaparak çıktım. Kalçalar iki posta kremlendi. Elim bacaklarının birleşme yerine vardığında, poposunu birazcık daha yukarı kaldırdı. Bu, ‘Devam et!’ dercesine bir işaretti. Safiye’yı denetim etmek amacıyla baktım, yüzü öbür tarafa dönük uyuyordu. Elimi Sevtap’in bikinisinin içine yerleştirip, poposunun yanaklarını yoğura yoğura kremledim. Başparmağımla götünün deliğine masaj yaparken, Sevtap poposunu birazcık daha kaldırıyordu. Bikinisinin amına gelen kısmı ise çoktan ıslanmıştı. Çok tahrik olmuştum, yarağım patlamak üzereydi. Sevtapin kulağına eğilip, “Devamı akşfakat, hadi şimdi denize girelim!” diye fısıldadım.

Sevtap’le kalktık, denize girdik. Serin suya girince birazcık olsun rahatlamıştım. Fakat orada da pek sakin duramadık, Sevtap’le elleşmelerimiz, oynaşmalarımız devam etti. En sonucunda Sevtap bacaklarını belime doladı. Ve tam kucağıma yerleştiği esnada bir ses duyduk, “Napıyorsunuz bakiim siz?” diye. Safiye ödümüzü koparmıştı, ikimiz de bir yana attık kendimizi suyun içinde. Sevtap, “Gidelim artık, akşam oluyor!” dedi. Oysa benim planımda geceyi burada geçirmek vardı. Safiye güneşte uyuduğundan başı ağrımıştı ve eve gidip uyumak istiyordu. Mecburen toparlandık ve yola çıktık. Safiye’yı eve bırakıp, Sevtap de otelde duş almak daha rahat olacak diye, evden üzerine giymek için birkaç parça giysi aldı ve otele döndük.

Otele vardığımızda anahtarı alıp yukarıya çıktık. Odanın kapısına varana kadar biz de sakin ve usluyduk. Fakat içeriye girip te kapıyı kilitler kilitlemez, dudaklarımız birbirine yapıştı, hoyratça birbirimizin vücudunu okşamaya başladık. Yarağım kazık gibi olmuştu. Sevtap benim pantolonumu indirirken, ben de onun şortunun arkasından elimi içeri sokmuş, götünü amını kurcalıyordum. Şıpır şıpır olmuştu amı yine. O zevk sularını kana kana içmek, kafamı amına gömüp, bütün geceyi o şekilde geçirmek istiyordum. Sevtap ayrıca özgür bıraktığı yarağımı ağzına alarak, büyük bir ustalıkla yalayıp, emmeye başladı. Boş durmak istemiyordum, Sevtap’i ayağa kaldırdım, ikimizi de çırılçıplak soyup, yatağa geçtik, 69 olduk. Birbirimize uzun süre oral yaptık, defalarca birbirimizin ağzına yüzüne patladık. Duş alıp yine yatağa geöiyorduk. En son sefer dudaklarımız birleştiğinde, biz de yorgunluktan geberiyorduk. Sevtap öpüşürken uyuyakaldı. Ben bir süre daha uyanık kaldım, Sevtapi uyurken izledim. Sonrasında ben de uyumuşum.

Gözlerimizi açmış olduğumızda sabah ezanı okunuyordu. Yeniden öpüşmeye başladık, herşey yeniden başlıyordu. Fakat busefer uykumuzu aldığımızdan, biz de dinlenmiştik. Artık Sevtap’i sikmek istiyordum. Yarrağım amına badana yaparken, Sevtap, “Ben daha kızım!” dediğinde, Zonkkk oldum, “nasıl yani, bakiremisin halen?” diye sormuş oldum. Şaşırmıştım, bu kadar porfesyonelce yarak yalayan bir kız nasıl bakire olabilir diye. Sevtap, anlattığına bakılırsa, okuldan bir çocukla (geçen aya kadar) çıkmış ve sonunda ayrılmışlar. Fakat ilişkileri süresince oral seksten öteye gitmemişler. Kızlığına elletmediğini, hatta arkadan bile yapmış oldurmadığını söylemiş oldu. İnanmak istemiyordum, çünkü artık onu sikmek için sabırsızlanıyordum, fakat bakire olması işime de gelmiyordu açıkçası.

Moralimin bozulduğunu gören Sevtap, dudaklarıma bir öpücük kondurdu, “Fakat şimdi istiyorum, neremden istiyorsan yapabilirsin aşkım!” diyerek bacaklarını ayırdı. Aslına bakarsak onu amından sikmeyi çok istiyordum, fakat o an için kızlığını bozup bozmamakta kararsızdım. Onun için, “Dön arkanı ve domal!” dedim. Sevtap götten sikeceğimi anladı ve çantasına uzandı, krem çıkarıp uzattı, sonra domaldı. Götünün deliğini önce birazcık dilledim, sonra krem sürüp, bir parmağımı yerleştirip parmakladım bir süre. Gerçekten de götten sikilmediği belli oluyordu, çok dardı göt deliği. Canını yakmamaya çalışarak, ikinci parmağımı da sokup, göt deliğini esnetip, birazcık alıştırdım. Bu arada öteki elimle de sürekli klitorisini okşuyordum.

Şimdi iki parmağımı götüne rahat rahat sokup çıkarıyordum. Amını okşayan elime ise amcığının suları gelmeye başladığında, Sevtap inleyerek, “Sik beni enişte, yarağını sok, hadi!” diye yalvarmaya başladı. Parmaklarımı götünden çıkarıp, yarağımın başını da kremledim ve arkasına yanaştım. Sevtap kafasını yastığa bastırmış ve götünü havaya dikmişti. Bir elimle götünün yanaklarını ayırıp, öbür elimle yarağımın başını göt deline yasladım ve bastırmaya başladım. Yarağımın başı ‘Plöp!’ diye girdiğinde, Sevtap çığlık atmamak için yastığı ısırıyordu. Yarrağımın başı girmişti, kalanını da sokmak için biraz bastırdığımda, Sevtap elini arkaya atıp, göbeğimden ittirerek, “Dur enişte! Çıkart, çok acıyor!” dedi. Canını yakmak istemediğim için çıkardım.

Sevtap döndü ve “Bu böyle olmayacak enişte, ben yapayım, uzan sen!” dedi. “Tamam!” deyip, sırtüstü uzandım. Sevtap götünün deliğine ve yarağımın başına birazcık daha krem sürüp, Alaturka wcye çişini yaparmış şeklinde yarağımın üstüne çöktü. Eliyle yarağımı tutup, göt deliğinin ağzına denk getirdi ve yavaş yavaş üstüne oturmaya başladı. Acıdan dudaklarını ısırsa da, bu şekilde daha kolay alıyordu götüne. Yarrağımın milim milim götüne girişini seyrediyordum. Sonucunda ıhılaya ıhılaya yarrağımı köküne kadar götünün içine almış ve oturup kalmıştı öylece. Halen acı duyduğu yüzünden belli oluyordu. Ben yarağımı alttan oynatacak gibi olduğumda, “Ahhh! Kımıldama neolursun enişte!” diyordu.

Sevtap bir süre daha hareketsiz oturduktan sonrasında kendiliğinden götünü hafifçe hafif oynatmaya başladı. Götünü birkaç santim kaldırıyor, sonrasında yeniden yavaşça oturuyordu. Her seferinde biraz daha, biraz daha derken, belli bir süre sonra artık yarağımın başı görünecek kadar götünü yükseltiyor ve tekrar oturuyordu. Dudaklarını ısırışından, hem acıyı, hem zevki aynı anda yaşadığı belli oluyordu. Elimi amına atıp, klitorisini okşamaya başlayınca, Sevtap oturup kalkma hareketlerini hızlandırdı. Artık ellerini arkaya atmış, ayak bileklerimden tutunarak, hem inliyor, bununla beraber götüyle yarağımı deli gibi sikiyordu. Okadar hızlı oturup kalkıyordu ki, her seferinde götü kasıklarıma vurduğunda, taşaklarım inanılmaz ağrıyordu.

Fakat bu fazla sürmedi, Sevtap, “Geliyorum enişteee!” diye bağırıp, kasılmaya, titremeye başladı. Benim durumum da ondan farklı değildi, ben de uzun bir ‘Ohhh!’ çekerek götüne fışkırmaya başladım. Sevtap kendini öne atarak, göğüslerini göğsüme yapıştırdı ve dudaklarıma yumuldu. Yarrağım götündeyken öpüşmeye, deli benzer biçimde birbirimizin dudaklarını kemirmeye başladık. İkimiz de nefes nefeseydik. Bu pozisyonda bir süre kalıp soluklandık. Sevtap yarrağımın üstünden kalktığında, götünden çıkan osurukla birlikte döller taşaklarıma püskürdü. Sevtap osurduğu için utanmıştı, mahçup bir şekilde elini götüne tutarak banyoya gitti. Ben de arkasından gittim, beraber duş aldık.

Banyodan çıktığımızda Sevtap’a, “biraz daha uyuyalım!” dedim. Birbirimize sarılıp uyuduk. Sabah beraber otelin restoranında kahvaltı ettikten sonra Sevtap’i okuluna bırakıp, ben de işime gittim. Daha 2 hafta orada olacağım için çok lukliydim yani.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sex hikayeleri seks hikayesi seks hikayeleri erotik hikayeler erotik hikaye artvin escort 31 seks hikayeleri porno hikayeleri sikiş hikayeleri türkçe sex uzun sex hikayeleri mersin escort mardin escort manisa escort kayseri escort kars escort artvin escort rize escort konya escort aydın escort antalya escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort izmir escort antalya escort izmit escort izmit escort sakarya escort hd film izle istanbul escort bayan porno bodrum escort bursa escort bayan bayraklı eskort sitesi mobil sikiş porno film