Annemin Sikicisi Var

İstasyonda karşıladığım süre, gözlerinin içi gülüyordu Hakan’ın. Rahat değil, tam üç yıldır ilk kez çıkıyordu cezaevinden. Onunla, başıma gelen ufak bir bela nihayetinde aldığım kısa mahkumiyetimi çekerken, Eskikent Cezaevi’nde tanışmıştım. Kokainden tam on yıl ceza almıştı ve dört yıl yatacaktı. Eskişehirde kimseyi tanımıyordu ve bu yüzden de hiç ziyaretçisi yoktu tabi

Yapı olarak sıcak bir insandı Hakan… Onunla hemen kaynaşmıştım. Görüntüsüyle, herkesten değişikydı. Uzun boylu ve esmerdi. Başını sürekli traş etmiş olduğu için, kafası, pırıl pırıl parlıyordu.

Koğuşumuzda ondan başka arayanı olmayan kimse yoktu. Bir tanıdık adı, yahut adres de veremediği için, normalde hakkı olması durumunda, izin haklarını da kullanamıyordu. Bu açıdan, kafayı yemek üzere olduğunu derhal anlamıştım.

Otuz yaşında, iri yarı ve sıhhatliydı Hakan… En büyük sıkıntısı kadınsızlıktı. Nerede ise başka hiçbir şey düşünemiyor, sürekli kadınları sayıklıyordu. Bayağı hatırı sayılır bir porno dergiler kolleksiyonu oluşturmuştu. Her gün bir kaç defa otuzbir çektiğini söylüyordu.

Sonra bir pazar günü hamamda, çıplak görmüştüm Hakan’ı… Teninin rengi esmer, uzun boylu ve iriyarı vücudu inanılmayacak kadar kıllıydı. Bacaklarını, karnını, göğsünü, kollarını ve hatta sırtını kaplayan kapkara kıllar, ona adeta maymunsu bir görüntü veriyordu.

Traşlı kafası ise bu görüntüyü daha da çarpıcı bir hale getiriyordu. Fakat aslolan akıl almaz yanı, bacaklarının arasından sarkmakta olan sikiydi doğal… böyle bir şeyi hiç görmemiştim. İnik haliyle bile müthiş uzun, alabildiğine kalınca ve kapkaraydı.

Cezamı tamamlayıp ondan ayrılırken, unutmama sözü vermiştim gerçi ama, doğruyu söylemek gerekirse, bir kaç ay süresince aklıma bile gelmemişti Hakan…

sonrasında bir gün, bir kaç arkadaşla evde oturmuş mevzuşurken hatırlamıştım Hakan’ı… Ondan herkese söz edip, anlatmıştım. Sonra da konu gene unutulmuştu. Ama gece yalnız kaldığımızda, Gül, kısaca karım yine Hakan konusunu getirmişti gündeme,

“Bu Hakan’dan bana söz etmemiştin daha önce…”

“Öyle özel olarak anlatacak bir şey yoktu ki… Bir garip adamcağız işte…”

“fakat ilginç biriymiş baksana…”

“Doğru… Üstelik iki ayrı bakımdan ilginç biri… Birincisi, son aşama yalnız ve adeta bir tür ortaçağ mahkumiyeti çekiyor olması… İkincisi de, kendi fiziki özelliklerinden meydana gelen bir gariplik…”

“Şu hamam öyküsünü anlatsana tekrar… İlk anlattığında tam duyamadım.”

“Goril gibi bir şey işte… Her yeri kapkara kıllarla kaplı… siki de akıl almayacak kadar dev gibi…”

“Ve bu adam, şimdi yıllardan beri abazan, öyle mi..?“

“Öyle… İzine çıkamıyor… bolca bol otuzbir çekiyor söylediğine bakılırsa…”

“Offff… kadınlar, neler kaçırdıklarının bilincinde değiller şu demek oluyor ki…”

“Nereden bilsinler..? Haberleri yok ki…”

“ama sen anlatıyorsun ya işte… Artık birileri bilebilir…”

sonrasında susmuş ve birlikte yiyecek bir şeyler hazırlamıştık. Geç saatlerde karım elimi tutup beni televizyonun karşısındaki kanepeye götürmüş ve çalıcıya bir porno DVD takıp, yanıma oturmuştu. Kısa bir an sonrasında da, dev ekrandaki sikişi seyretmeye başlamıştık.

Karım da ben de, her süre porno filmlerinden hoşlanmıştık. Bu akşamkini yeni bulmuştu anlaşılan… Afrika’da geçiyordu ve devasa sikli iri kıyım zenciler, sarı saçlı bir kadını durmadan sikiyorlardı.

Sikim kalkmıştı. Gül’e baktım. Kanepenin öbür ucunda, sırtını yarı arkalığa, yarı kol dayama yerine dayamış, çıplak ayaklarını yukarıya alıp, oturma yerine basmıştı. İnanılmayacak kadar tahrik edici ve güzeldi. Üzerindeki giysinin kısacık eteği, böyle oturunca kalçalarına kadar sıyrılmıştı. Amını görebiliyordum. Asla külot giymezdi karım.

Gözlerini ekrandan uzaklaştırıp, bir an için bana baktı. Sikimin kalktığını derhal görmüştü. Bir ayağını uzatıp, yavaş yavaş okşamaya başladı sikimi… sonra gene ekrana çevirdi bakışlarını. Ben de onun benzer biçimde yaptım.

Sarışın kadın, ormanlık bir alanda, iki zencinin arasındaydı şimdi. Elleriyle dizlerinin üstünde duruyordu ve zencilerden biri hırsla sikiyordu onu. Öteki zenci ise kocaman sikini ağzına vermişti. Sonra kamera arkadan yakın plan çekime girmiş ve zencinin, kadının amını değil, götünü sikmekte bulunduğunu görmüştüm.

“Ohhhhh çok güzel…” demişti Gül, “nasıl sikiyor, görüyor musun..?”

“acayip…”

“Neyi merak ediyorum biliyor musun..? Şu senin arkadaşın, Hakan’dı değil mi adı, eğer o bu filmi görse ne yapardı acaba..?“

“Ne meydana getirecek..? Otuzbir çekmekten yarağını yara ederdi her şekilde…”

“Offfff…”

sonrasında gene filme takılmıştık. Bir ara karıma bakmış olduğumda, onun bir elini bacaklarının arasına sokup, amını okşadığını görmüştüm. Ayağı da sikimin üstünden ayrılmamıştı. Film bitince sikişecektik nasıl olsa… Her süre olduğu şeklinde… acil etmeme gerek yoktu.

“Ahhhh işte bu müthiş…” demişti sonra da…

yine ekrana bakmış olduğumda, zencilerin ikisi birden sikiyorlardı sarı saçlı hanımı. Biri amından, öbürü götünden… Bir yere sırtüstü yatıp kadını üstüne almış ve yarağını götüne sokmuştu. Öbürü de en üste geçip, kocaman sikini amına geçirmişti. İkisi birden pompalıyorlar, siklerini sokup çıkarıyorlardı.

“kadını mahvettiler…” diye devam etti karım, “Ohhhh çok güzel sikiyorlar sevgilim… Çok güzel sikiyorlar… Ben de istiyorum… Ohhhh, ben de istiyorum…”

“İki sik birden mi istiyorsun..?“

“Ohhhh evet… Evet sevgilim…”

“Öyle mi..? Peki kim olacak bu talihli ikinci..? Bir adayın var mı..?“

“Var doğal… Şu senin arkadaşın Hakan olmaz mı..?”

“Sen delisin… Hakan cezaevinde yatıyor bir kere…”

“Olsun… İzine çıkamaz mı doğrusu..?“

“Çıkamadığını söylemiştim ya…”

“fakat yakınları olmadığı ve bir adres gösteremediği için çıkamadığını söylemiştin…”

“Eeeee…?“

“Gelip burada bizimle kalabilir diyorum…”

“Sen hakkaten de delisin… Ciddi mi söylüyorsun tüm bunları..?“

“normal olarak ki ciddi söylüyorum… Ondan daha iyi aday mı olur… Bir yabancı o… Cezası bitince, kimbilir nereye gidecek… kısaca, ilerde baş ağrıtması söz mevzusu değil demek isterim…”

“Uçuk bir şey istediğinin farkındasın değil mi..?“

Bunun üzerine susmuştu karım. Fakat kanepenin üstünde yitik yanıma sokulmuş ve ayağının yerine eliyle okşamaya başlamıştı taş benzer biçimde sertleşmiş sikimi. Bu arada ben de, mevzuştuklarımızın, sikimin daha da çok kalkmasına neden olduğunu fark ederek şaşırmıştım. Gül gözlerini yine ekrana dikmişti.

Zenciler, şimdi yuvarlanmışlar ve üstteki alta geçmişti. Sarı saçlı kadın onun, ikinci zenci de kadının üstündeydi yine. İnliyor, çırpınıyordu hanım. Alttaki zencinin yarağı amında, üsttekininki götündeydi şimdi. Büyük bir hırsla, onu sikmeyi sürdürüyorlardı.

“Seyret sevgilim…” demişti karım o sırada, “Bak ne kadar güzel sikiyorlar hanımı… Ohhhhhh çok güzel… Bakarken içim bir hoş oluyor…”

telaşlı parmaklarla, pantolonumun önünü çözüyordu. Sonucunda sikimi dışarı çıkarıp, ağzına almayı becermişti. Gözlerimi kapayıp, kendimi tümüyle ona bırakmıştım ben de.

Bundan sonraki bir hafta süresince, eline geçirdiği her fırsatta, Hakan konusunu yeniden gündeme getirmişti Gül… Akşamları eve geldiğimde, mutlaka içinde iki erkeğin bir hanımı siktiği görüntüler bulunan DVD’ler ayarlamış oluyordu ve onları seyrederken, sürekli beynimi yıkamaya çalışıyordu. Sonrasında da kucağıma çıkıp, sikimin üstüne oturuyor ve aklımı başımdan alıyordu.

Hakan mevzusundaki direncimi de, minik küçük kaybetmeye başlamıştım. O da bunu derhal farkına varmışti doğal.

“Tut ki dediğini yaptım…” dedim nihayetinde, “Hakan’ın izine çıkmasına yardımcı oldum ve buraya geldi diyelim… Onun böyle bir şeye razı olacağının garantisi yok ki…”

“Her şeyin bir usulü vardır sevgilim…” diye yanıtlamıştı beni, götünün içindeki sikimi koparacakmışçasına sıkıştırarak, “Önce yalnız sikecek beni… sonrasında da, ikiniz birlikte…”

“Çok kararlı mevzuşuyorsun…”

“Sence bana direnebilir mi..?“

İşte bu soruya verilecek cevap bulamamıştım. Herhangi birinin bile Gül’e direnmesi zordu. Hakan’ın ise hiç direnemeyeceği kesindi. Abazanlıktan ölüyordu herif.

Burada size, biraz karımdan söz etmek gerekiyor galiba. Gül benden dört yaş küçük. Kısaca yirmiyedi yaşlarında… Boyu bir haylı uzun… Vücudu ince ama en can alacak bölgeleri, baş döndürecek kadar güzel ve yuvarlak…

Hiç doğurmadığı için, birazcık ufak sayılabilecek memeleri, dimdik, kütür kütür sert ve yusyuvarlak… Beli incecik… Kalçaları ise birden genişliyor. Arkadan bakılmış olduğunda kıçının güzelliği, normal her erkeği götçü yapacak boyutta…

Bacakları alabildiğine uzun ve muntazam… Sapsarı saçlarının çevrelediği yüzü de çok güzel… fakat bundan da önemlisi, yüzündeki o inanılmaz sik kaldırıcı ifade tabii…

dostlarım da dahil olmak üzere, çevremizdeki tüm adamların Gül’e sulandıklarını biliyorum. Sayıları pek fazla olmasa da, bazılarının onu siktiğine eminim. Özellikle, cezaevinde geçirdiğim o bir yıllık süre içinde, birilerinin bu fırsatı değerlendirmemiş olması, imkansız görünüyor bana.

Buna pek aldırdığımı da söyleyeyem. Çünkü Gül benim karım. Beni sevmiş olduğini biliyorum ve ben de onu seviyorum. Önemli olan tek şey de bu zaten.

Fakat, onun Hakan mevzusunda bu kadar ısrarlı olmasının beni iki açıdan şaşırttığını da söylemem gerekiyor. Bunlardan biri, onun yılmak bilmeden mevzuyu gündemde tutması. İkincisi ise Hakan’ın karımı sikmesi ihtimalinin beni inanılmayacak kadar çok tahrik ettiğini fark etmem. Gül ısrarlı çok daha çok tahrik olmam da, işin öbür yanı tabii.

Her neyse… sonucunda boyun eğmek mecburiyetinde bırakılmıştım. Hakan’a bir mektup gönderip, eğer isterse bizi referans göstererek ve evimizin adresini vererek izin isteyebileceğini, eğer alabilirse de, izin süresince bizimle kalabileceğini yazdım. Bundan sonrası da, çok çabuk gelişti. İşte şimdi, bir Cuma sabahı, trenden inmiş, karşımdaydı.

Pırıl pırıl traşlı kafası, kalın kara bıyıkları ve giysileriyle, istasyondaki kalabalıktan derhal ayrılıyordu Hakan. Anladığım kadarıyla, şık olmak istemişti. Hava iyice sıcak olduğundan, beyaz bir pantolon ve beyaz deri ayakkabılar giymişti. Üstünde de, açık mavi ve çiçek desenli, kolları kısa bir gömlek vardı. Gömleğin bir kaç düğmesi açıktı ve göğsünün kılları dışarı taşıyordu.

Onu ilk kez bu şekilde sivil giysiler içinde görüyordum. Fakat anladığım kadarıyla bunlar, içeri girmeden önce alınmış, esk**en de kullandığı şeylerdi. Cezaevinde biraz kilo almıştı ve şimdi pantolon da, gömlek de, birazcık dar geliyordu ona.

Elinde ufak bir çanta ve hava soğuyacak olursa giyebileceği merserize bir hırka vardı. O da beyazdı. Tokalaşmak için elini uzattım. Fakat o bana sarılıp öptü. Sonra çıkıp otomobile bindik ve eve doğru yola çıktık.

Evim, şehrin birazcık dışındaydı. Denizin kenarındaki bu villayı, bir kaç ay önce almıştım. İki katlı, oldukça büyük bir binaydı. Ama bana asıl cazip gelen tarafı, üç tarafı yüksek bir çitle çevrili bahçesinin büyüklüğüydü. Bahçenin dördüncü tarafı ise denizdi.

Bahçe kapısını uzaktan kumandayla açıp arabayı içeri soktuğumda Gül bahçede, çiçeklerle uğraşıyordu. Bizi görünce, elinde bir çiçek makası ve çapa, doğrulup bekledi.

Hakan, sanki biri kafasına vurmuş gibi, sessizleşmişti bir anda. Gözleri karımın üstüne kilitlenmiş şeklinde, öylece oturuyordu arabada. Haksız sayılmazdı.

Gül’ün üstünde, beyaz bir tulum vardı. İncecik, penye kumaştan yapılmış, daracık ve vücudunu ikinci bir deri benzer biçimde saran bir tulum. Kolları ve omuzları çıplaktı. Tulumun önü, beline kadar düğmeliydi ve üstteki iki düğmeyi açık bırakmıştı. Fakat işin en öldürücü yanı, kumaşın inceliğiydi.

Meme başları, göbeğinin çukurluğu ve hatta kasıklarında, amının üstünde bıraktığı bir tutam kıl bile belli oluyordu. Bize doğru yürüdü. Memeleri, attığı her adımda, müthiş sik kaldırıcı bir biçimde sallanıyordu. Ayaklarında yine beyaz, bez ayakkabılar vardı.

Hakan, kımıldamadan oturuyordu hala. Birden sikinin kalkmış bulunduğunu fark ettim. Pantolonunun önünde, minik bir çadır oluşmuştu. Kapıyı açıp indim. Fakat o hala oturuyordu. Yakarma ediyormuş şeklinde, gözlerini kapamıştı. Ses çıkarmadan bekledim. Sonunda biraz kendini toplayıp o da indi aşağıya.

Ayrıca karım da yanımıza gelmişti. Onları tanıştırdım. Sol elini pantolon cebine sokmuştu Hakan. Böylece, kalkmış sikini birazcık gizlemeye çalışıyordu. Sonra, beraber verandaya doğru yürüdük.

Gül önümüzde yürüyordu. İncecik penye kumaş, kalçalarını sımsıkı sarmış ve aralarına girmişti. Attığı her adımda kımıl kımıl oynayan ve sağa sola çalkalanan o baş döndürücü yuvarlaklar, benim bile sikimi kaldırmıştı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sex hikayeleri seks hikayesi seks hikayeleri erotik hikayeler erotik hikaye artvin escort 31 seks hikayeleri porno hikayeleri sikiş hikayeleri türkçe sex uzun sex hikayeleri mersin escort mardin escort manisa escort kayseri escort kars escort artvin escort rize escort konya escort aydın escort antalya escort ankara escort ankara escort bayan ankara escort izmir escort antalya escort izmit escort izmit escort sakarya escort hd film izle istanbul escort bayan porno bodrum escort bursa escort bayan bayraklı eskort sitesi mobil sikiş porno film